Dr. Dolittle serisi Amerikan sinemasının bilinen serilerinden biri olup ilk filmi 1998 yılında vizyona girmiştir. Eddie Murphy performansıyla başarılı kariyerini bu filmle taçlandırmaya devam etmiştir.
Dr. Dolittle serisi filmleri vizyona girdiği tarihten bu yana izleyenlerin beğenisini kazanmış bir yapım oldu. Eddie Murphy başarılı oyunculuğu ile seriye kendi imzasını atmış olsa da yönetmen koltuğunu Betty Thomas’ın doldurmuş olduğunu es geçmemek gerekir. Senaryosunu Hugh Lofting, Nat Mauldin ve Larry Levin gibi isimlerin kaleme aldığı yapım aile filmleri arasında en göze çarpanlar arasına toplamda 6 ödül ve 14 adaylık ile çoktan girdi bile.
Amerikan ekolü bir komedi anlayışı barındıran filmin en can alıcı noktası ise muhtemelen fantastik olay örgüsü olmuştur. Özgün bir senaryo ve özgün oyunculuklar barındıran film gişede de yapım ekibini ve yönetmenini mutlu etmeyi başarmıştır. Filmin müziklerinin Richard Gibbs’e ait olması aslında üzerine ne kadar düşünülmüş bir proje olduğunun bariz ispatlarından biri olarak göze çarpıyor.
Başarılı bir doktorun hayatını konu alan seri hem ilgi çekici hem de seyir zevkini artıracak niteliklere sahip olması filmin beğenilmesinin en büyük sebeplerinden biri olarak gösterildi. Filmlerin bu ilgi çekici dünyasını birlikte detaylandırmaya ne dersiniz?
John Dolittle adındaki başarılı doktorumuz herkesin özeneceği cinsten bir hayat sürmekteydi. Başarılarla dolu bir kariyer hayatını takip eden ailesinde güzel bir eş ve iki güzeller güzeli kız çocuğuna sahipti. Ayrıca kariyeri için yeni bir seviye olacak çok önemli bir anlaşmanın eşiğindeydi. Ancak olaylar beklenenin aksine çok ama çok farklı gelişti. Başından geçenlerden sonra Dr. John Dolittle artık insanlar dışında hayvanların da söylediklerini duyabiliyor ve onları doğru bir şekilde anlayabiliyordu. 1967 yılında ki serinin orijinal versiyonuna sadık kalmak adına Rex Harrison’ın, Doktor rolüne sadık kalındığını da belirtmek gerekir.
Bir önceki filmden aşina olduğumuz dahi doktorumuz John Dolittle’ın kızı olan Maya Dolittle bu defa yanında Lucky ismini verdiği köpeği ile beyaz perdede sevenleri ile buluşmak için dönmüş durumda, filmde Maya’nın veterinerlik okuluna gitme planı Amerikan Başkanından aldığı telefon ile askıya alınmak zorunda kalıyor ve olay örgüsü burada start alıyor. Başkanın, kontrolden çıkmış ve ülkeyi diplomatik olarak zor durumda bırakma ihtimali olan First Dog’a karşı tek çaresi Maya Dolittle ve sadık dostu Lucky’den başkası olmayacaktır.
Bu kez son filmi ile yakaladığı ivmeyi devam ettirdiğini gördüğümüz Dr. Dolittle serisinde işler iyice raydan çıkacak gibi duruyor. Sahibi Maya Dolittle’ın kendini Hollywood’un sıcak ve etkileyici ortamına kaptırmasının ardından onu bu rüyadan uyandırma görevi sadık dost Lucky’e düşüyor. Maya Dolittle’ın hayvanlarla konuşabilme ve anlaşabilme yeteneğini fark eden Los Angeles’ın ünlü yıldızlarından Tiffany Monaco, Maya’ya kendi programında sunucu olmasını teklif edecektir. Beklenmedik şekilde gelişen olaylar örgüsünde filmi izlerken her dakikasından keyif alınabiliyor olması seyircinin beğenisini topladı bile.